Yeniden olur mu Çocuk olunur mu Eskisi gibi güvenle durulur mu Yeniden olur mu Masum olunur mu Eskisi gibi huzurla durulur mu Eskiden bir penecerede beklerken Eskiden hala suskun ve çocukken Eskiden basit bir oyunda düşerken Büyümek hiç aklımda yokken Dünyamda büyüktü masa ve sandalye Odamda püsküllü sarı bir lamba Böyle, çarçabuk, aniden, birden Sanki yokmuşum, tokmuşum Birden Eskiden bir pencerede dururken Eskiden basit bir oyunda gülerken Büyümek hiç aklımda yokken Böyle, çarçabuk, aniden Birden
İçimdeki aşkın katili evimde Buz gibi bakışları emaneten içimde Bir silahım yok bugün Sözlerimle vursam bile Değer mi bu aşk için hapishane Kırılırız bilirim yok oluruz Tükeniriz görürüm, kayboluruz Sonuna kadar dedik senle Olsun ama bu kez böyle Arada bir buluşup konuşuruz seninle Sonuna kadar dedik senle Olsun ama bu kez böyle Arada bir görüşüp sarılırız seninle İçimdeki hayatın hırsızı evimde Çalıntı bakışları emaneten içimde Bir silahım yok bugün Gözlerimle vursam bile Değer mi bu aşk için hapishane Kırılırız bilirim yok oluruz Tükeniriz görürüm, kayboluruz Sonuna kadar dedik senle Olsun ama bu kez böyle Arada bir buluşup konuşuruz seninle Sonuna kadar dedik senle Olsun ama bu kez böyle Arada bir görüşüp sarılırız seninle Kırılırız bilirim yok oluruz Tükeniriz görürüm, kayboluruz
Belki seni sevdi Sustu hiç söylemedi Ne fark eder zaman geçmişse Sen onu hep bildin Gülümseyip geçtin Aşk dediğin meşk olur dinlendikçe Aradın durdun Sonunda unuttun Seninim dediğinde kaçıp yok oldun Git Kolay olmuyor artık sevdalar Eskilerde kaldı hep masallar Bak Hiç görmedikten sonra Neye yarar aranmalar Yine bulursun kendini boş bir masada
Gittim çok uzağa Dönemem artık ben oraya Yok ki hiç sebebi Bir hikayeydi bitti Geri dönsem aynı sen mi Eski bize hiç benzer mi Olmaz, kalp anlamaz, bildiklerimle biz olmaz Hatıramda, sonsuz boşluklarda Bir otobüs garında, sessiz telefonda sen Yağmurlarla, aklımın incesinde Yalnız boş şehirde, söz vermiş köşelerde ben Dağınık bu sofrada Küskün sandalye sor bir daha Kimdi o masada Diz dize duran kimdi Geri dönsem aynı ev mi Kuş çırpınır mı, bizi bilir mi Olmaz kalp dayanmaz Bildiklerimle artık olmaz Hatıramda, faytondan yolculuklar Heyecandan susmuş sözler Hayata göğüs geren sen Rüzgarıyla kaybolmuş kırgın gönlüm Yol vermiş dalgın deniz Boş vermiş zaman bizi, gel
Derdim yok Bir masalı anlatacak Neden yok Düşünüp durduğum günlerden biri Çok konuştum o yüzden mi belki Bırakıp gitmekle olmuyor sırtını dönmekle hiç Yokmuş gibi davranıp sen her gece Bırakıp gitmekle olmuyor sırtını dönmekle hiç Yokmuş gibi davranıp sen her gece iç Derdim çok Allı pullu cümlelerdeyiz of Bilemem nasıl başladık bu keşf-i aleme Durmadan yürüdün yüklendin dünyayı Bakmadın kendine zamansız haline Bırakıp gitmekle olmuyor sırtını dönmekle hiç Yokmuş gibi davranıp sen her gece Bırakıp gitmekle olmuyor sırtını dönmekle hiç Yokmuş gibi davranıp sen her gece iç Sonunda bıkınca beni gel artık al baba Yoruldum oyundan beni gel artık sar baba Derdim çok Allı pullu cümlelerdeyiz Of
Şaşırmıştık eski evlerden gelen tüm seslere Huzur umut sevgi vaad eden kırık tahta sandalyeye Darılmıştık dilimizden yerlere düşemeyen onca söze Bir mahalle arkası hikayesi bu seninle Gel Yine bizimle beraber Bir duvarın üstü körebeler Simitçiler beni bitirdiler Sen gel Yine benimle beraber İki deniz kıyısı öpüşmeler Bu bekçiler bizi tükettiler Şaşırmıştık hep beraber küçük bir evin bahçesine Dokunmamış gözlerimiz taştan topraktan yüzlere Darılmıştık hep beraber tutulan tüm sessizliklere Alışmışız bağır çağır sohbetlere Gel Yine bizimle beraber Bir duvarın üstü körebeler Simitçiler beni bitirdiler Sen gel Yine benimle beraber İki deniz kıyısı öpüşmeler Bu bekçiler bizi tükettiler Bizi bitirdiler yok ettiler
Durma durdukça kısılır sesin Yorma olmayacaklara kendini Bilme bildikçe acır insanın içi Ve bu iç dediğin içtikçe var olmaz ki Söyle nereye kadar tutabilirsin kendini Böyle sımsıkı ve yalnız Söyle nereye kadar tutabilir aşk kendini Böyle umarsız ve cansız İçindekileri çıkar Bağır bağır avaz avaz Düşündekileri düşür yerlere İçindekileri duyur Bağır bağır avaz avaz Düşündekileri düşün bir Kimsin nerede Koşma nefes alıp verip harcadığın tüm sözlere yanma Yok alınmıyor geri Sözler bizi dize getirirler O yüzden kendine konuş bildiğini Dinle nereye kadar uzar sesin sen bilince Söyle yok musun dününde Gitme yarına kadar durup bir bekle sen de Böyle büyüktür umutlar
Dalyan deltası Kafam biraz karışıktır oldum olası Neden bilinmez Denize doğru, yüzlerce yol var ama Hangisi doğru, hangisi çıkmaz Aman, sen bir yana ben bir yana Ayrı düşmüşüz yan yana Karşımız deniz Yardım et yoksa gidemeyiz Kıyıda bir saz gibi yalnızlık olmaz Aman, sen bir yana ben bir yana Ayrı düşmüşüz yan yana Dalyan deltası yaşamın ta kendisi Düğümdür dokusu Öyle kolay çözülmez Aman, sen bir yana ben bir yana Ayrı düşmüşüz yan yana
Güzel adam Büyür müsün benimle Dolaşırız şu yolları Ödünç aldım Can denilen hayatı Günahsızım savunmasızım Bir yol var mı Ölümden kaçabildiğin Sonsuz mutlu ovalara geldiğin Saçlarımla yıkarım yüzünü Rüzgar gelip beni almadan Dağlara sorsam söyler mi gerçeği Uzaklar duyar mı sesimi Uyku beni saklar Annem babam bilmez Gece ele vermez halimi Bir yol var mı Ölümden kaçabildiğin Sonsuz mutlu ovalara geldiğin Saçlarımla yıkarım yüzünü Rüzgar gelip beni almadan Dağlara sorsam söyler mi gerçeği Uzaklar duyar mı sesimi Güzel adam Büyür müsün benimle Dolaşırdık şu hayatı
Bir ara sokakta öldüm dün Öylece yani Birdenbire Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde Granit duvarlı binanın anlamsızlığına Şehrin boşu boşunalığına içerlerken Bırakmışım son nefesimi kaldırıma Bitmiş Öylesine yani Birdenbire Yan binadaki otel odasından izliyordu oğlan Yüz ifadesini göremesem de Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı O sokakta bitti her şey Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren Apartman sakinlerini düşlerken Sıkıntıdan Ölmüşüm dün Arka odada ütü yapıp Buharını burnuna çeken kadını Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp Gözyaşını kabuklara saklayan madame mari’yi Kocasıyla artık sevişemediği için Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen servi’yi Düşündükçe Ölüvermişim dün Böylece bitmiş yani Birdenbire Sıkılmışım derinden zahir Tutunca da nefesimi Portakal kabuklarıyla çay demini döktükleri çöpe İki kedi de bulanınca Kaldıramamış nefsim demlenmiş portakal kedilerini Balkabağı mevsimi bile değilken Dönüşüvermiş her şey baldan kabağa Ve saat henüz 12'yi vuramamışken Kalkmış otobüsler durmamaya Mecal mi bulamamışım, yere döktükleri bala mı basmışım Hatırlamam ama Öylece kalakalmışım kalkamamışım Şehrin insanı haberdar değil mi bu öldüresiye sıkıntıdan Vagonlar boş, birkaçı kiremit taşıyor topraktan Kayıklar da serseri misinalar Otobüsler kimseyi almadan durup durup geçiyorlar duraktan Arabalar yürüme mesafelerini öldürüyor her gün, her öğle Her gece Bisikletleri balkonlarında unutanlar Her an yağmur yağsın diye dua ediyor Üç öğün yemek yiyip, dört öğün uyuyorlar Buna rağmen erken uyanıp, geç yatıyorlar Aynı kuru kahveciden gün aşırı iş olsun diye Yüzer gram kahve alıp evde iş olsun diye öğütüyorlar Ve bir gün bile sormuyorlar öğütülmüşünü Kimse sormuyor iş olsun diye yapılan iş, iş midir diye Bunlar olurken ölmüşüm o ara sokakta Balkondaki beyaz brandalar rüzgarla sökülürken Sökülüvermişim Şişip patlayan bir eteğin dikişi gibi Sıkıntı işte Ya da ölmek yerine İki adım yol yürüyeydim de Konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle Gitmek yerine
Uzaktan uzağa olmuyor Yanımda bile dokunmuyor Delirme delirme dedin bana Durmadan konuşmasana Uzaktan uzağa olmuyor Yanımda bile konuşmuyor Bağırma çağırma söyledin Görüşmesek de yürüyor Olmaz artık söyledik içimizdekileri Gülmez artık kalbim Büyü bozuldu çünki Yürümez artık bu gemi Laralala leeey
Küçük kadın bu dünyanın sevgilisi, Küçük adam büyütmemiş henüz kendi içini. Buluşmuşlar dokunmuşlar büyümüş elleri. Söylenmemiş sözler var Büyüdür kimisi. Yollar durulmaz zamandır gerçeği Dumanlı öğle sonrası bulur muyum kendimi? Yol bu! Alır gider seni beni büyütmeden uzaklara Sondur bu son kez hayatın beni küçücük bıraktığı zamanlar Yollar durulmaz zamandır şahidi Gözler hep yalan söylerler, şarkılardır gerçeği.
Sağımdan mı solumdan mı kalktım bu sabah Bu kadar öfke niye? Senden mi kendimden mi usandım bu kadar Nelerden bezdim böyle? Beyaz bir denizdim bulutlar altında Mavi bir rüzgardın teknemi batırdın Kırmızı bir kuştum renkler ülkesinde Saydam bir kurşundun kanatlarımdan vurdun. Haksızlık varsa, kendinde ara Hayatın içinde yaraydın bana Bilinmezdin, söylenmezdin Yok olmuşken, görünmezdin. Belki son bir umuttun Belki son bir rüya Belki son bir ışıktın Belki son bir nefes. Sağımdan mı solumdan mı kalktım bu sabah Bu kadar öfke niye?
Seni seviyorum Seni özlüyorum Tükendim içinde, biliyorum Bitirdim kendimi, görüyorum Seni unutamıyorum Seni özlüyorum Gel beni kurtar, düştüğümü görmeden Gel beni kurtar, boğulduğumu bilmeden Gel beni kurtar, düştüğümü görmeden Gel beni kurtar, öldüğümü bilmeden Ve elimde bir cinayet Kalbimde kan lekesi İzleri sildim evet Üstümde cesetleri Seni ben sevdim Seni hep bildim Gel beni kurtar, düştüğümü görmeden Gel beni kurtar, öldüğümü bilmeden Ve elimde bir cinayet Kalbimde kan lekesi İzleri sildim evet Üstümde cesetleri Seni seviyorum Seni özlüyorum.
Çok şey saklıyordun yalanla dolanla Dolandırdın hayatımı ucuz bir masalla Peki, Hangisi sendin hangisi bendim Olduğun gördüğün mü? Yani hangisi sendin, hangisi bendim Kör bir düğüm mü? Çok şey saklıyordun hayatımdan Yalanlar sövylüyordun gıyabına Yani, kırıyorsun parçalıyorsun Yoksa sayıp kendimi bana unutturuyorsun Yani, kırıyorsun parçalıyorsun Yoksa sayıp kendimi bana unutturuyorsun Yol bulup susmaya çalışırken Konuştu cümleler içimden Hangisi sen hangisi ben? Bunaldım -mış gibilerden. Gerçeği yok aslı bozuk Dünyanın özü donuk donuk. Çok şey saklıyordun hayatımdan Yalanlar söylüyordun buzdan.
Gökten düşmüş yerlere dağılmışım Büyümemiş küçük bir kadınmışım Bazısı için uzak bir rüyaymışım Sonunda senin gibi insanmışım Ama yolum çok, yolum çok uzun Ama yolum dar küçücük sokaklar. Görebilir misin içimin rengini? Bulabilir misin hayatın dengini? Yürüyüp geliversem Yamacında dinlensem Aklıma masal olmuş Günlerimi getirsem
Seni de alıp... Kendilerine benzetmişler. Unutmuşuz gerçeği, Bürünmüşüz bir surete. Herşeyin var mı? Bende bu kadar çok Onda hiçbir şey yok yok yok! Seni de alıp bitirmişler Kendinlerine inandırmışlar Sıra bana geldi de ben mi savdım şansımı? Görünürde kimse yok, baktım. Sana kandım ey hayat! Keyfine bak. Yola gelmez kaderim, beni çöz at. Seni de alıp bitirmişler Kendinlerine inandırmışlar
Sustum kimdi anlayan? Gürültüden korkmayan Koştum hiç yorulmadan Bir nefes bile almadan Gördüm hiç bakınmadan Aramadan sormadan Durdum hiç tutunmadan Bir omuz bile almadan Konuşabilir, anlayabilir Delirebilir ya da bilenebilirdim Değişebilir, bozulabilir Ama bir gün düzelebilirdim Hayat boğuyor, Seni bana zorluyor bak. Kime veriyor günlerimi? Çalıyor aahh
Yol biter mi yürüdükçe? Gün durur mu yorulunca? Bir masalı anlatınca? Çok uzak diyarlardan Yol almış sonsuz yalan İnandım, öyle güzel anlattın Kaçmak istedim bulunamadım Uyandım, öyle güzel ağladım Rüyada kaldım. Yol uzar mı düşününce? O şarkıyı söyledikçe? İnandım, öyle güzel anlattın Kaçmak istedim bulunamadım Uyandım, öyle güzel ağladım Rüyada kaldım.
Hayat, durmadan dayat Bir ben daha çıkar körelmiş içimden Ya bu deve güdülür ya bu diyar terkedilir hayat Hayat hiç sormadan dayat Bir ben daha eksilt tükenmiş içimden Yerime yeni bir ben Ya da beni gel alıver hayat Yazılmış yalanlar, seni hep bulurlar Kendine biçtiğin, sonsuz yanlışlıklar. Hayat sen hep dayat Hayat bu yüzden dayat Yoksa bulamazsın saklı halini Yoksa göremezsin gerçek rengini Kanat içini, Sök at yanlış kendini.
Gidersen bana da bir dengini yolla Dinerse gözyaşın beni de ağla Arkanda beni bırak gönlüme aldırma Ardında bir beni bırak gönlüme duyurma Yüzüne bakmam ellerinden tutmam Sözünü ben duymam Gideceksen durma
Dünya leyla Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş aynı yerde Dünya hülya Hayaller bitince Hayat bulmuş senle bende Bak gece gündüz oldu yine Zaman durdu tek kadehte Kime ne Yok bitmez dertler içince Boş bahane Vur dibine Dünya leyla Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş hep boş yere Dünya güya Şişenin dibinde Kafam bi dünya oldu senle Bak gece gündüz oldu yine Zaman durdu tek kadehte Kime ne Yok bitmez dertler içince Boş bahane vur dibine Dünya leyla olmuş Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş hep boş yere Dünya hülya olmuş Gerçekleri bitince senle bende soluk bulmuş
Belki çocukluktan kalan Küçücük bir hikayenin Ardından gitmek içindir uykular Belki yaşanmamış yaşanacak Onca hayal peşinden koşmak içindir Bütün masallar Uyan uykundan çok uyursan herşey geçer yaşanmadan Uyan güzel uykundan ne kadar tatlı da olsa hayat uykuyla geçmez yaşanacak o kadar çok şey Anlayacak anlatacak çok hikaye var aklımda Ama sen uyursan kime anlatırım Sen gözlerin kapalı kalırsan kime Çok uyursan gözlerin mahmur kalır Güneş ısıtmaz kirpiklerini Uyan uykundan güzel kız İçi güzel yüzü güzel canı çok şeker
Tek tek sıralanmış her şey Doğmak için hayata Çok zor bulunurmuş elbet Tesadüfler bu dünyada Bakınmak yok aranmak yok Belki sensin sırada Karanlık çok aydınlık yok El yordamı yaşamda Bil ki unutulur her şey Yazmayınca kağıda Yaz ki yenilensin senle Tarih olmak boşuna Bakınmak yok aranmak yok Belki sensin sırada Karanlık yok aydınlık çok El yordamı yaşamda Hadi git Zamanın yoksa git "Senin için" deyip kalma git Sızlanıp boş yere ağlamadan İyisi mi sen git Gitmek isterken Sıran gelir de bir tesadüf olmak için Beklemez misin? Yazılmış bu oyunda eğer bensem eşin Gitmek isterken Hadi git Zamanın yoksa git "Senin için" deyip kalma git Sızlanıp boş yere ağlamadan İyisi mi sen git Zamanın yoksa git "Senin için" deyip kalma git Sızlanıp boş yere ağlamadan İyisi mi sen kal
Kalabalık bir sokak belki hayat Sen her köşe başı Yorgunluktan mı bu halim Düşünmek bile zor Kelimesiz geldiğim Fikirler yol almaz Dağınıklıktan mı bu halim Durulmak artık zor Geçmişte bitirdiğim Hüznümde hal kalmaz Toplanmamış bir oda Benle hayat Sen Yağmur sonrası Yorgunluktan mı bu halim Düşünmek bile zor Kelimesiz geldiğim Fikirler yol almaz Dağınıklıktan mı bu halim Durulmak artık zor Geçmişte bitirdiğim Hüznümde hal kalmaz Dönüşmeden Değişmeden gün olmaz Çare bulmaz Soluklanmaz zaman Yenilenmez yalan
Yoluma çıkma sen desem Canımı yakma sen desem Uzak durup Beni biraz anlar mısın İçimi yormadan gitsen Ömrümü çalmadan bitsen Benim hikayem deyip Susar mısın Yine yasak suskun günler Konuşmadan gelip geçer İncelmiş bir şarkıda Seni söyler Sonu kayıp yarım izler Görünmeden silinirler Kırılmış bir oyuncak gibi renkler
Bir pencere pervazı Ardında bir kadın Geç kalmış hayatı bekler Söz vermiş saatler Buluşmaz hep erteler Umarsız bir öğle sonrası Şermin beklemekte Kim gelecekse zor Kaybolmuş bir hayatsa bu akan Boş kalmış bir öykü Geç kalmış bir kadın Ürkek aklı yüklü Kadınlığı daha dündü Belki zamansızlıktan ya da tek kalmışlıktan Öyle yabancılaşmış Unutmuş yaşamayı Yola bakan yüzler Dumanı bol günler Geceleri bekler Söz olur Azalır dertler
Yüzümü gönlüne koysam Yemin tutsa kalbim beni sever miydin İçimi avcuna döksem Beni azıcık çözer miydin Yok olmuyor istemekle bitmiyor Hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor Kal demiyor söz vermiş susuyor Kelimeler düşmüyor içinde salınıyor Yüzümü gönlüne koysam Yemin tutsa kalbim beni bilir miydin Yok olmuyor istemekle bitmiyor Hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor Kal demiyor söz vermiş susuyor Kelimeler düşmüyor içinde salınıyor Düşümü aklına katsam Yemin tutsa kalbim beni sever miydin
Hiçbir şey bitmez Hiçbir şey ölmez Hiçbir şey sonlanmaz Yokolup da kül olmaz Umudum senleyken yitmez Her görüşte yeniden aşktır bu belki Boş bir güne aldanıp Uzun azadıya ağlayıp Kendimi seninle barıştırıp belki Gün be gün özleyip ama iki çift laf edemeyip Tek başına aşık olmaktır bu belki Sonsuz bir tekrar bu Seninle tüm yenidenlikler Cansız bir aşk avuntusu bu Her görüşte can bulup güzelleşen
Kayboldu günler bölündü saatler Kayboldu günler bölündü saatler Biraz senle biraz kendimle Azı senle çoğu kendimle Kimler kırargeçer düşünmez halimi Sözler bulur vurur en zayıf resmimi Ben durmam durulmam zor senle yorulmam İstersen son de Bile bile saklar anlatmam Susma diye konuşmam Kimi zaman seni durduran var Hiç bir yerde bulamam